Güzel Yüzlü Şair Kimdir?
Kayseri’nin dar sokaklarından birinde yürürken, her adımda geçmişin kokusunu alırım. İnsanlar, binalar, taşlar… hepsi bir zamanlar var olan, ama şu anda yok olan bir şeyleri anlatır bana. Hayat, kimi zaman anlamlı, bazen de anlamsız bir şiir gibi. İşte o şiirlerin en güzel dizeleri, kaybolmuş insanları ararken bulduğum bir kadındı. Güzel yüzlü şair. Kimdir o, bilmiyorum. Ama bir zamanlar var olduğuna inanıyorum. Ve bu yazıyı, onu ararken geçirdiğim zamanın hatırasına yazıyorum.
Bir Kafede Buldum Onu
Şehirdeki en eski kafelerden birinde oturuyordum. Kayseri’de zaman, çoğu zaman kasvetli bir şekilde akar; işte tam o anda, dışarıdaki gri gökyüzü, içinde bulunduğum kafeye sızarak daha da solgunlaştırmıştı her şeyi. Duvarda eski bir şiir vardı, bir şairin dizeleri… Biraz daha dikkatle bakınca, alt kısmında ufak bir imza gördüm: “Güzel yüzlü şair.”
Bir anlığına zihnimde bir şeyler belirdi. Bir kıvılcım gibi. O an, hayatımda bir dönüm noktasıydı. Bu ismi daha önce duymuştum, ama kim olduğunu tam olarak hatırlamıyordum. Şairi düşündüm. Zihnimde beliren imgeler, bir kadını işaret ediyordu. Güzel yüzlü, yumuşak bakışlı, bir insanın gözlerinden geçen sonsuz hüzünle dokunmuş bir kadındı. Gözlerimi kağıda sabitledim, kalemim parmaklarımda dans etmeye başladı. Şiir mi yazacaktım? Belki de hayır. Ama yine de, bir şeyler yazmam gerektiğini hissediyordum. O anda, onu bulmak zorundaymışım gibi hissettim.
O Anın Ardında Bir Hayal Kırıklığı Yatıyor
Güzel yüzlü şairi aradım. Şiirlerde, eski kitaplarda, şehrin her köşe başında… Bir yerde, bir anda beni bulacağını biliyordum. Ama… hiçbir şey bulamadım. O kadına dair tek iz, kafedeki o imzaydı. Bazen insanların ardında bırakacağı izler sadece bir anın parçası olur. Ve o iz, çoğu zaman, hiçbir yere gitmeyen bir yolculuğa çıkar.
Zaman geçtikçe, kaybolan umutlarımı da peşinden sürüklüyordu. Şehirde yürürken, aradığım kadınla ilgili bir iz daha buldum. Bir parkta, başka bir eski kafede… Ama her defasında o kadının kendisi yoktu. Sadece bir imza, bir başka şiir, bir başka kaybolmuş yürek… Bu durumda hissettiklerimi tanımlamak zordu. Hem bir kaybolan umut vardı içimde, hem de bir şekilde hep devam etmem gerektiği hissi.
İçim bir tuhaf oluyordu. Güzel yüzlü şairin kim olduğunu tam olarak öğrenememek… ama bir şekilde ona doğru giden yolda olmanın verdiği tuhaf bir huzursuzluk, hayal kırıklığı ve umudu aynı anda hissetmek… Çok karmaşıktı. Şiir yazmayı denedim. Yazdıkça yazdım. Ama hiçbir şey anlatamıyordu. Hiçbir kelime, o kadının arkasındaki gizemi açığa çıkaramıyordu.
Bir Gün Buldum, Ama O da Ne?
Bir sabah, Kayseri’nin sabah serinliğinde, sokaklarda yürürken bir ses duydum. Tanıdık bir ses. Yavaşça döndüm ve karşımda onu gördüm. Evet, o kadındı. Güzel yüzlü şair. Ama bu sefer bakışları bambaşkaydı. Gözlerinde bir boşluk vardı. Huzursuz bir sessizlik, bir kırıklık… Her şey çok değişmişti. “Güzel yüzlü şair, seni buldum,” diyemedim. O kadının, aradığım kadının bana aynı şekilde baktığını hissetmedim.
Konuşmadık. O an, o kadının ne kadar yalnız olduğunu gördüm. Gözlerinde bir boşluk vardı, bir boşluk ki… geriye hiçbir şey bırakmıyordu. Hiçbir kelime, hiçbir şiir onu yeniden bir araya getiremeyecekti. O an fark ettim ki, aradığım şair, aslında kaybolmuştu. Ve ben, kaybolan birinin peşinden koşuyordum. Şiirler, sadece hatıraların birer yankısıydı.
Hayal Kırıklığı ve Umut Arasında
Güzel yüzlü şairin kim olduğunu öğrenememek, bana bir şeyler öğretti. Hayatta her şeyin bir anlamı yoktu. Kaybolan insanlar, kaybolan zamanlar… her şey bir noktada yalnızca bir hatıra olurdu. Onunla tanışmanın ya da nehir gibi akıp giden zamanın getirdiği değişimlerin bizi bu kadar etkileyip etkilemediğini, biz bu soruyu sordukça ve cevap bulamadıkça daha çok kaybolurduk. Oysa aradıkça kaybolan şeylerin içinde, bazen bulduğumuz tek şey kendimiz olurduk.
Bana kalırsa, bu yazı biraz da benim içimdeki kaybolmuş bir parçanın arayışı. Güzel yüzlü şair, belki de en başından beri kendisiydi. Ben onu dışarıda aradım, ama aslında içimdeydim. Şiirler, insanın en yalnız anlarında, aslında kendisini bulduğu o çok özel anların kağıda dökülmüş hâlidir.
Sonuçta, Kayseri’nin dar sokaklarında yürürken, aslında bir şairin yazdığı dizelerle değil, o şairin kaybolmuş bir izinin peşinden gitmekle hayatın anlamını bulmaya çalıştım. Ve o şairin kim olduğunu hiçbir zaman öğrenememiş olsam da, şehri ve kalbimi her yönüyle keşfettim.
Belki de şairin gerçek anlamı, gözlerimizdeki her kaybolan izde gizlidir.