Boyundaki Kireçlenmeye Ne İyi Gelir?
(Bu yazıyı okurken boynunu da çevir, belki biraz rahatlar)
—
Boyun Kireçlenmesi: Bir “Yaşlılık” Hastalığı mı?
25 yaşında olmak, vücutta bir yandan gençlik enerjisi, diğer yandan ise “Bu ne ya, neredeyse yaşlıyım!” hissiyatı ile boğuşmak demek. Özellikle de boynunuzda kireçlenme başladığında. Kireçlenme nedir derseniz, çok basit: “Boya meraklısı eski bir mekanik parça gibi boynunuzda ufak çatlamalar, yorgunluklar ve birikintiler oluşuyor.” İyi de neden 25 yaşında bu sorun başlasın, değil mi? Boynunuz hâlâ genç olmalı, değil mi?
Ama işte, sabah uyanırsınız ve boynunuza bir “crack” sesi gelir. Neyse ki kimse duymamıştır, ama o sesin içinde “hayatımın sonuna kadar ağrılarla yaşamaya mahkum muyum?” sorusu var.
—
Kireçlenme Belirtileri: Boyun, Durum Ciddi mi?
Boyundaki kireçlenme, tam olarak 30 yaş civarına kadar “olmaz” dediğimiz bir şey. Ama gelin görün ki bazen 25 yaşındaki bir genç de sabahları başını döndüremez hale gelir. Belirtiler arasında en bilinenleri:
Boyun Ağrısı: Sabahları uyanırsınız ve boynunuzun sağ veya sol tarafı sanki bir inşaat mühendisi tarafından yapılmış gibi sıkıdır.
Hareket Zorluğu: Başınızı sağa çevirdiğinizde, sanki başınızı bir tekerleğe çevirmeye çalışıyormuş gibi hissetmeye başlarsınız.
Baş Dönmesi: O “güzel” sabah baş dönmeleri, boynunuzun değil de hayatın size yaptığı şakalar gibi gelir.
“Yok, hayır, ben hala genç ve dinamikim!” dediğiniz an, boynunuzdan gelen ince ince bir “crack” sesi, yaşadığınız dramatik gerçekliği size hatırlatır.
—
Boyundaki Kireçlenmeye Ne İyi Gelir?
Şimdi, bu boyun kireçlenmesi sorununun çözümüne bir göz atalım. Bunu bir çözüm önerisi olarak yazmıyorum, kendimi bir doktor zannetmiyorum ama bildiklerimi paylaşmak istiyorum. Hem, kimse hasta olmak istemez, değil mi?
1. Masaj: Bir “Rahatlatıcı” İlaç
Masaj yapmayı seversiniz, ama önemli olan sadece “masaj” kelimesinin kendisi değil, doğru masajı bulabilmektir. Boyun kaslarınız yorulmuş ve kireçlenmeye başlamışsa, ilk işiniz rahatlatıcı bir masaja gitmek olmalı. “Hadi geliyorum” dediğinizde, masörünüzün sizin boynunuza ne kadar dikkatle yaklaşması gerektiğini unutmayın.
Masör: “Biraz daha sıkalım, rahatlamanız lazım.”
Ben: “Hayır, yeter! Boynumu koparmayın, kafamı düşürürsünüz!”
Ama masaj bittiğinde o rahatlık hissi, ah işte o zaman yaşadığınız 5 dakikalık nirvana anı size hayatın ta kendisi gibi gelir.
2. Isı Uygulaması: Sıcak Su Torbası İyi Gelir!
Evet, en klişe çözüm ama bir o kadar da etkili. Sıcak su torbası. O kadar basit ki, ne kadar sıcak olduğu konusunda bir ölçüm yapmaya çalışmayın, çünkü bir noktada sıcaklığı o kadar abartıyorsunuz ki, “sanırım bu bana değil, kireçlenmeye iyi gelmeyecek” diyebilirsiniz. Ama doğru sıcaklıkta gerçekten rahatlatıcıdır.
Kendimle konuşuyorum: “Yaşlılık derken beni ne zaman yakalayacak bu durumlar, bak işte şimdi bir sıcak su torbası ile rahatlıyorum. 25 yaşında olmanın da avantajları var demek ki!”
—
3. Duruşu Düzeltmek: Biraz Ciddiyet!
Gün boyunca belki bir noktada masada öne doğru eğildiğiniz için boynunuzda kireçlenme ağrıları gelişebilir. Evet, evet, o ofisteki masada klavye başında geçirdiğiniz saatleri saymazsak, o kötü duruş aslında başınıza bela açabiliyor. Bunu fark ettiğinizde hemen sırtınızı düzeltip, “Bu benim dönüm noktam” diyebilirsiniz.
—
Boyun Kireçlenmesinin Önüne Geçmek İçin Neler Yapmalı?
Duruşu İyi Koru: Aksi takdirde boynunuzu bir gün döndürdüğünüzde kafanızın yere düşme ihtimaliyle karşılaşabilirsiniz.
Ağır Yüklerden Kaçının: Mesela, cep telefonunuzu uzun süre boynunuzda tutmayın. Çünkü “telefon boynu” kavramı son yıllarda iyice ünlendi. O kadar sık telefon tutarsanız, boynunuz da size “tamam, ben de artık işin içindeyim” demeye başlayacaktır.
—
Sonuç: Boyunla Barış, O Senin En İyi Arkadaşın
İzmir’de 25 yaşında bir gencin boynu, bazen kireçlenmeden dolayı biraz huysuzlaşabilir. Ama unutmayın, her şey geçici. Düzenli masajlar, doğru duruşlar, sıcak su torbası ve tabii ki biraz gülümsemek, boyun kireçlenmesinin önüne geçebilir.
O yüzden bir dahaki sefere başınız dönerken, ya da boynunuz “crack” derken “Ben gençken niye bu kadar düşünmüştüm” diyeceksiniz.
Ve sonra, bu yazıyı okurken bir kere daha boynunuzu çevirin. Hem belki biraz rahatlar.